Nechayev Kızıl Doktor Karl Marx’a Karşı

10 Şubat 1873 tarihli Londra gazeteleri, British Museum’da bulunan, yaşlı bir edebiyat profesörüne ait bir cesetle ilgili haberlerle doluydu. Ceset, Londra Bilimler Akademisi’nin saygın üyesi Edward S. Maitland’a aitti. Profosör Maitland 12.YY İngilizcesi üzerinde çalışıyordu ve müze kütüphanesinin müdavimlerindendi. Bilime adanmış mütevazı kişiliğiyle tanınan ve dolayısıyla böyle hunharca -boğazı aşağıdan yukarıya doğru, çenesine kadar yarılmıştı- öldürülmesi kesinlikle öngörülemeyecek bir adamdı: Mütevazı bir hayat mütevazı bir sonu hak ediyordu.

Continue reading “Nechayev Kızıl Doktor Karl Marx’a Karşı”

Reklamlar

İnsan ve Devlet Üzerine

İnsan günümüzün Tanrısıdır ve İnsan korkusu eski Tanrı korkusunun yerini almıştır. İnsan dini Hristiyan dininin en son aldığı biçimdir. Feuerbach, kutsal olanı insani hale getirirse hakikati bulacağına inanır. Hayır, eğer Tanrı bize acı veriyorsa, ‘İnsan’ bize ıstırap vererek daha fazla işkence etme kapasitesine sahiptir. Hakikate inandığınız sürece kendinize inanmıyorsunuz ve siz bir uşak, bir mutaassıp insansınız. Ruh olan Tanrıya Feuerbach ‘Özümüz’ adını verir. ‘Özümüz’ün bizimle karşıt hale gelmesine -özsel ve özsel olmayan kendilik halinde ikiye bölünmemize- tahammül edebilir miyiz? Bununla kendimizi, kendimizin dışına sürgün edilmiş halde görmenin hazin sefaletine geri dönmez miyiz? Öze dayanan ilişki gerçek bir şeyle değil hayaletle kurulan bir ilişkidir. Devletin çekirdeği basitçe ‘İnsan’dır, bu gerçekdışılık ve onun kendisi yalnızca bir ‘insan toplumu’dur.

Continue reading “İnsan ve Devlet Üzerine”

İntiharın Apolojisi ve Philipp Mainländer’in Hiç’i

“Benim felsefem insanlığın ölümünü öğretir.”

Varlık ve Hiç sorunsalı karşısında her filozof ve her düşünür nihilizmle hesaplaşmak durumundadır, kaçınılmaz bir durumdur bu. Bütün dinler ve mitolojiler, bütün düşünce akımları, bütün kuramlar nihilizmle karşı karşıyadırlar. Ve her biri onu aşmak çabasındadır; kimileri farkında olarak, kimileri de farkında olmadan. Bu ikinci gruptakiler düşünmeyenler takımıdır, özellikle de din mensupları. Continue reading “İntiharın Apolojisi ve Philipp Mainländer’in Hiç’i”

Okumak ve Yazmak Üzerine

okumak ve yazmak üzerine

Tüm yazılanların içinde, insanın kendi kanıyla yazdığını severim sadece. Kanınla yaz: göreceksin ki kan, tindir.

Yabancı kanı anlamak, pek de kolay değildir: okuyan aylaklardan nefret ederim.

Okuru tanıyan, artık okur için hiçbir şey yapmaz. Bir yüzyıl daha okurlar olursa, — tin bile kokuşacaktır.

Herkesin okumayı öğrenme hakkının olması, zamanla sadece yazmayı değil, düşünmeyi de mahveder.

Bir zamanlar tanrıydı tin, sonra insan oldu ve şimdi hattâ ayaktakımından birisi olacak. Continue reading “Okumak ve Yazmak Üzerine”